Ülkücü Hareket

Gaye olarak düşündüğümüz şeyi evvela belirtmek ve ondan sonra bu gayenin gerçekleşmesini sağlayacak yolları görüşmek isabetli olacaktır.

Başkomutandan

Osmanlı imparatorluğu ne oldu ?Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu ? Daha dün bunlar vardılar.. Dünyaya hükmediyorlardı ! Avrupa'yı ürküten Almanya'dan bugün ne kaldı ?

Başbuğdan

Türk Milleti'nin büyük , güçlü ve kalkınmış devletini yeniden kurabilmesi , onun kendi kültür ve devlet felsefesine yeniden dönmesine bağlıdır. Türk Milleti yabancı akımların tasallutundan...

Genel Başkandan

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ziyaretlerine ilişkin izlenimlerini ve görüşlerini Ortadoğu Gazetesi'ne anlattı.

Başbuğdan

Türk Milleti'nin büyük , güçlü ve kalkınmış devletini yeniden kurabilmesi , onun kendi kültür ve devlet felsefesine yeniden dönmesine bağlıdır. Türk Milleti yabancı akımların tasallutundan kurtulup kendi öz devlet felsefesine yeniden döndüğü gün , büyük devlet vasfını tekrar kazanacak , dünya milletleri arasındaki üstün yerini alacaktır. Türk milli kültür ve devlet felsefesini savunan , bunu kendi anlayış ve programının temeli yapan tek siyasi kuruluş , Milliyetçi Hareket Partisi'dir. Milliyetçi Hareket Partisi'yle Türk Milliyetçiliği akımı , tarihte ilk defa siyasi bir partinin programı ve dünya görüşü olmuştur.

Türk Milleti'nin kültür ve devlet felsefesi , Türk milliyetçilik dünya görüşü için de , milli bütünleşme ve milli demokrasi ülküsüdür. Türk Milleti'nin tarih ve töresinde bölünme , parçalanma , zümre veya sınıflara ayrılma yoktur. Devletin başı barışta ve savaşta , tasada ve kıvançta yönettiği milletle aynı kaderi paylaşmıştır. Milleti sınıf ve zümrelere bölen , bir sınıfı diğer sınıfa ezdiren , yöneticileri milletten ayırıp ona tepeden bakmayı öğreten sistem ve ideolojiler , yabancı ve bölücü ideolojilerdir. Her Türk devlet felsefesi , milli ideoloji ışığında , milli bütünleşme ve milli demokrasi ülküsüne dayanır. Demokrasi en dar anlamında millet egemenliği demektir. Demokrasi milletin , siyasi , kültürel ve iktisadi yönetime katılması , siyasi , kültürel ve iktisadi hâkimiyetin millete ait olmasıdır.

Burada önemle belirtelim ki , millet kavramı , mücerret bir kavram değildir. Millet , ne kapitalistlerin savundukları gibi fertlerin maddi toplamından , ne de komünizmde olduğu gibi komünist partisi üyelerinden ibarettir. Millet bir varlıktır. Milletin haldeki bölümü altı sosyal dilimden ; yani köylüden , işçiden , esnaftan , memurdan , işverenden ve serbest çalışanlardan ibarettir. Bu itibarla hâkimiyetin sadece işverene veya işçiye ait olduğu ülke ve sistem demokratik değildir. Bir ülkenin gerçekten demokratik olabilmesi için, siyasi, kültürel ve iktisadi kararların alınmasına bütün milletin ; köylünün , işçinin , esnafın , memurun , işveren ve serbest çalışanların katılması lazımdır.

Demokrasiyle hürriyet kavramı arasında çok yakın bir münasebet vardır. Demokrasi , genel anlamda hürriyet demektir. Hürriyet , bir şahsın başkasından emir almadan kendi iradesine göre karar verebilmesi , hareket edebilmesidir. Başkasının baskı ve etkisi altında olan insan hür değildir.

Siyasi demokrasi , siyasi hürriyetler rejimidir. Siyasi demokrasi , milletin bütün fertlerinin , siyasi yönetime , siyasi kararların alınmasına eşit bir şekilde katılabilmesidir. Vatandaş siyasi kararların alınmasına , siyasi organlara seçme ve seçilme şeklinde hakkıdır. Siyasi organların başında parlamento gelir. Parlamento , siyasi temsil organı olduğundan , gerçek siyasi demokrasiden bahsedebilmemiz için , parlamentoda milleti meydana getiren bütün sosyal dilimlerin ; köylünün , işçinin , esnafın , memurun , işverenin ve serbest çalışanların temsil edilmesi gerekir.

Marksist ve kapitalist siyaset teorisine göre , millet denilen toplum , birbirine hasım iki sınıfa bölünmüştür. Bunlar sözde bir isçi sınıfı ile kapitalist sınıftır. Kapitalist siyaset teorisinde , siyasi kararların alınmasına sadece veya çoğunlukla kapitalist sınıf katılır. Bu teoride milleti parlamentoda kapitalist sınıfla onun bürokratları temsil eder. Kapitalizme göre , millet , burjuva sınıfından ibarettir. Hâlbuki yukarıda milletin burjuva (kapitalist) sınıfı dışında beş sosyal dilimi de kapsadığını açıklamış bulunuyoruz. Bu itibarla , kapitalist siyaset teorisine göre , siyaset demokrasi , milli demokrasi değil , sadece kapitalist sınıf demokrasisidir. Marksist siyaset teorisi de yalnız sözde bir işçi sınıfına dayandığından , bu sistemde de parlamento, sadece komünist partisi üyelerinden teşekkül eder. Binaenaleyh burada da millet demokrasi yerine komünist partisi diktatörlüğü söz konusudur.

Milliyetçi siyaset teorisi , milleti altı sosyal dilimden oluşan bir bütün olarak görür. Bu itibarla milleti temsilde , parlamentoda altı sosyal dilimin temsil edilmesini öngörür. Burada parlamento ne sadece kapitalist sınıfın , ne de sadece sözde isçi sınıfının organıdır. Parlamento bütün milletin organıdır. Bu sebeple siyasi demokrasi ve bütünleşmeyi gerçekleştirmek için, Milliyetçi Hareket , belirli sayıda köylü milletvekilinin işçi , esnaf , memur , işveren ve serbest çalışanların meclise gelmesini savunur. Altı sosyal dilimin mensubu meclise geldiği zaman , Türk milleti bir bütün olarak siyaset kararlarının alınmasına katılmış ve siyasi demokrasi gerçekleşmiş olur.

Demokratik milliyetçi devlet , aynı millete mensup insanların , siyasi ve hukuki yönden teşkilatlanıp , içeride kendi kendilerini yönetmesini {milli demokrasiyi) , kendi iktisadi kaynaklarına sahip çıkmasını (milli iktisadi) dışarıda ise , diğer milletlere eşit hakka sahip olmasını (milli bağımsızlığı) öngörür. Milli devlet deyimi ile milliyetçilik hukuki bir nitelik kazanır. Demokratik milliyetçi devlette , milleti meydana getiren fert ve sosyal guruplar kendi kaderlerini kendileri çizer , devlet yönetimine etkili bir şekilde katılır. Bu iç olaya , devletin demokrasi unsuru (milli demokrasi) adı verilir. Her fert , siyasi iktidarın , özellikle yasama ve yürütmenin oluşumuna katkıda bulunur. Milletler , iç yönetimlerinde bağımsız olmak , kendi geleceklerini serbestçe kararlaştırmak hakkına sahiptir. Bu , millet hâkimiyetinin iç şeklidir. Millet devlette, hâkimiyetin dış şekli ise, devletin diğer devletlerle eşit olması, onların baskı ve etkisi altında kalmamasıdır. Buna milli bağımsızlık adı verilir. Dış hâkimiyet , milletlerarası toplumda , devletlerin eşitliği ilkesine dayanır. Hiç bir devlet , eşit ve bağımsız olan diğer bir devlete müdahale edemez.

Demokratik milliyetçi devlet , milletlerin yalnız siyasi kaderlerin değil , iktisadi kaderlerini çizmek hakkına da dayanır. Milli devlet , bu anlamda milli iktisada dayanan , iktisadını milleştirmiş olan devlettir. Demokratik milliyetçi devlet olabilmek için , devletin , milli toplumun kendi öz kaynak ve kuvvetlerine dayanması gerekir. Milli bağımsızlık ve milli demokrasi, ancak milli gücün , ekonomik milli kuvvetin gelişmesi ve sağlanmasıyla gerçekleşebilir. Kendi milli kuvvetine dayanan devlet , deyimindeki , "milli kuvvet" milli iktisat ve milli savunma gücüdür. Milli devlet , dışarıya karşı , kendi varlığını korumak ve devam ettirebilmek için , milli güçlerini birleştirmiş, seferber etmiş bir devlet biçimidir. Milli devletin en zorunlu şartı, kendi iktisadi kaynak ve güçleriyle kendi varlığını muhafaza ve devam ettirebilmesidir. Milli güce dayanan devlet, prensip itibariyle ekonomik yönden kendi kendine yeten ve kendi varlığını koruyabilen bir ekonomiyi gerektirir. Yabancı ekonomilere muhtaç yaşayan bir devletin milli olması mümkün değildir. İşte bu sebeple , milli devlet kendini yabancı güçlere sömürtmemek için , kendi iç kaynaklarıyla kalkınmasını tamamlamak , ekonomisini geliştirmek zorundadır.

Demokratik milliyetçi devlet , milletin bütün fert ve sosyal dilimlerinin yükselmesi , ekonomik ve moral kalkınması amacını taşır. Devlet , faaliyetlerinde bu amacı gerçekleştirmek zorundadır. Bir avuç ferdin veya belirli bir sınıfın menfaatini ön planda tutan , fert veya sınıf diktasına dayanan devlet , milli devlet olamaz. Milli devlet , milleti esas alan bir hizmet ve refah devletidir , milletin bütün fertlerine hizmet etmek , onların refahını gerçekleştirmek zorundadır.